31 Mayıs 2006 Sigarasız Bir Dünya Günü
 

"Tamamen Sigarasız Alanlar, Hemen, Şimdi!" "Tütün mamüllerinin hepsi öldürücüdür. Kılığına Aldanmayın!"

Tüm dünya ülkelerinde, Her yıl 31 Mayıs "Sigarasız Bir Dünya Günü" olarak kutlanır. Dünya Sağlık Örgütüne üye devletler 1987 yılında bu günü, sigara salgını ile oluşan önlenebilir hastalık ve ölümlere dikkat çekebilmek için etkinlik günü olarak belirlemişlerdir.
Sigara alışkanlığı önlenebilir bir hastalıktır ve toplum sağlığını sarsan temel bir nedendir. Her yıl 100.000 insanımızı kurban verdiğimiz, tüm kanser ölümlerinin 1/3’inin nedeni olan buna rağmen 17 milyon kişinin sigara tüketicisi olduğu ülkemizde sigara tüketimini azaltmak ve sigaranın zararlarını anlatabilmeye yönelik olarak "Sigarasız Bir Dünya Günü" etkinlikleri yapılmaktadır.
Tüm dünyada erkeklerin %47’si, kadınların %12’si sigara içmektedir. Sigara içicilerinin sadece %15’i zengin ülkelerde, % 85’i gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde yaşar. Bundan dolayı da, gelişmekte olan ülkeler tütün salgını tehlikesi ile karşı karşıyadır. Gelişmiş ülkelerde sigara içme oranları düşmesine rağmen gelişmekte olan ülkelerde artmaktadır. Eğer böyle giderse gelişmekte olan ülkelerin en büyük problemi tütün olacaktır. 1999 yılında Dünya Bankası, ekonominin önündeki en büyük engellerden birini tütün olarak saptamış ve ülkelere etkili bir tütün kontrol programlarının olması gerekliliğini vurgulamıştır. Tütün sağlığımızı, ekonomimizi ve çevremizi fakirleştirmektedir.

Sigarayı bırakmak, sigaraya bağlı hastalık riskini önemli ölçüde azaltmaktadır. Sigara içiminin önüne geçilmezse 2020 yılında sigaranın dünyada birinci ölüm nedeni olacaktır. Yılda 10 milyon kişi sigara yüzünden ortaya çıkan hastalıklar nedeniyle kaybedilecektir. Ülkemizdeki kayıpların ise 250.000 kişiye ulaşmasından korkulmaktadır. Böylece sigaradan meydana gelen ölümler, yüksek tansiyon, tüberküloz, doğum, trafik kazaları, intihar ve cinayetlerin toplamından daha fazla olacaktır.

İçenlerin yarısının ölümüne neden olan sigara, vücutta başta akciğerler, kalp ve dolaşım sistemi olmak üzere hemen her sistem ve organı etkilemektedir. Amfizem, kronik bronşit, akciğer kanseri, damar sertliği, kalp krizi, gırtlak, yemek borusu, pankreas, mesane, rahim kanserleri, verem-grip gibi enfeksiyonlara karşı artmış riskler bunlardan sadece bazılarıdır.

Sigara içmenin yalnız sigara içen yönünden ele alınması yeterli bir yaklaşım değildir. İçen bireylerin yakın çevresinde yaşayan çocuklarda ani ölümler, orta kulak ve solunum yolu enfeksiyonları, astım daha sık iken, erişkinlerde kalp hastalıkları ve akciğer kanseri, sigara dumanına maruz kalmayanlara göre daha sık görülmektedir.

Zararları konusunda kuşkuya yer vermeyen bilimsel araştırma sonuçları, sigara ile mücadeleyi zorunlu kılmaktadır. Bu mücadele iki şekilde yürütülmelidir. Birincisi ve en önemlisi sigaraya başlamanın önlenmesidir. Diğerleri ise içenlerin bırakmasına yardım etmek, sigara içmeyenlerin çevresel dumandan zarar görmelerini önlemektir.

Sigaraya başlamanın önlenmesi başlıca sigara vergileri, sigara reklam ve promosyonları yasaklar ve ciddi eğitim uygulamaları ve ile başarılabilir. Başarıya yardımcı olacak en önemli unsur sigara vergileridir. Sigara vergileri ve fiyatlarının arttırılması yönünde karar alan hükümetimizi bu konuda destekliyoruz ve sigara fiyatlarının benzin elektrik gibi Avrupa ülkelerindeki fiyatlara çekilmesini öneriyoruz. Bunu yaparken sigara kaçakçılığı ile de daha etkin mücadele edilmeli; sokaklarda kaçak ve tek tek sigara satışlarının engellenmesi gereklidir. Diğer önemli konu ise ilgili kanuni uygulamaların yürürlükte kalması ve daha etkili bir şekilde uygulanmasını sağlamaktır. Ülkemiz yeni pazar arayışları içinde olan çok uluslu sigara şirketlerinin hedefi durumundadır. Sigara endüstrisinin ayakta kalması, 18 yaşın altındaki gençlerde sigara satış başarısına bağlıdır. Sigaraya yeni başlayan bir genç, 30-40 yıl süresince devamlı ve sadık bir müşteri olacaktır. Tek amaçları karlarını artırmak olan sigara şirketlerine gençlerimizi feda etmemek için hepimize önemli görevler düşmektedir. Sigara ile mücadele bireysel değil toplumsal olmalıdır. Halka ulaşmakta en önemli aracı olan medyayı da bu konuda daha da hassas olmaya davet ediyoruz. Gelecek gençlerimizindir. Sağlıklı toplum, sağlıklı bireylerle oluşturulabilir. Sigara ise en ölümcül toplumsal zehirlenme diğer bir deyişle kitle imha silahıdır.

Sigara ile mücadelenin diğer yolu bırakılmasına yardımcı olmaktır. Günümüz tıbbı, tütün bağımlılığını tedavi edilebilir kronik bir hastalık olarak kabul etmektedir. Son yıllarda geliştirilen tedavi yöntemleri ile içenlerin bırakmasına yardım edilmektedir. Tıbbi tedavi hekimin uygulayacağı destek tedavisi ile birlikte kullanılırsa bırakma başarısı artmaktadır. Beklenmeyen sonuçlarla karşılaşmamak ve ilaca karşı güvensizlik doğmasını önlemek için mutlaka konu ile ilgilenen hekimlerin rehberliğinde uygulanmalıdır. Ülkemizde sigarayı bırakma konusu giderek önem kazanmakta ve pek çok sağlık merkezinde giderek artan sayıda sigarayı bırakma poliklinikleri hizmete girmektedir. Amaç, sigarayı bırakırken desteğe ihtiyacı olan vatandaşlarımızın bu ihtiyacını karşılamaktır.

Önümüzdeki yıllarda sigara ile mücadelenin artarak devam edeceğine, sabırla yol kat edileceğine ve amaçlanan hedeflere ulaşılacağına inanmaktayız. Bu konuda tüm toplumsal kurum ve kuruluşların sağlık mensuplarına yardımcı olmalarını arzulamaktayız. Her şey sağlıklı bir toplum için. Bugün birlikte adım atmak için en uygun gün. Gelin bugünden başlayalım.

Doç.Dr. Mehmet BİLGİN
Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi  ve
Türk Toraks Derneği Orta Anadolu Şube Başkanı