“DÜNYA AIDS GÜNܔ  1 ARALIK 2005 ORTAK BASIN DUYURUSU

Dünya Sağlık Örgütü, 1 Aralık tarihini  Dünya AIDS günü olarak ilan etmiştir. Her yıl Aralık ayının ilk günü Dünyada HIV enfeksiyonu konusunda yapılan çalışmalar gözden geçirilir ve ileriye yönelik alınması gereken tedbirler tartışılır ve planlaması yapılır. Dünya AIDS gününün en önemli  fonksiyonlarından biride, bu konuda toplumu bilinçlendirmektir. Bu enfeksiyonun önemi, hastalığın özellikleri ve seyri, en önemlisi bulaş yollarının topluma anlatılması, toplumların bu hastalıktan korunmasına katkı sağlamaktır. Bu işlevi yerine getirirken bütün sivil toplum örgütlerine, özellikle basın kuruluşlarına, de siz değerli basın mensuplarına önemli görevler düşmektedir.


Dünya Sağlık Örgütü, dünyada HIV enfeksiyonu ile yaşayan insan sayısını  Aralık 2005 tarihi itibarı ile  43.3 milyon ( 38 milyonu erişkin, 17.5 milyonu kadın ve 2.3 milyonu 15 yaşın altında)    olarak açıklamıştır. İçinde bulunduğumuz 2005 yılı için toplam 4.9 milyon insan  bu enfeksiyonu yeni almıştır. 2005 yılı içinde yeni enfekte olan 4.9 milyon insanın 700.000’ni  çocukluk yaş grubunda  yer almaktadır.  Yine 2005 yılı içinde toplam 3.1 milyon insan (2.6 milyonu erişkin, 570.000’ni çocuk)  AIDS hastalığından hayatlarını kaybetmişlerdir.


2005 yılı içinde bir günde 14 000 yeni HIV enfeksiyonu görülmüş, bunların % 95’i ekonomik düzeyi düşük veya orta olan ülkelerde yaşamaktadır. Bu vakaların 2000’ni çocuk ve 12000’ni de yaşları 15-49 arasında olan insanlar oluşturmaktadır.


Dünya  HIV enfeksiyonu açısından, 1981 yılından başlayan  bir pandemi yaşamaktadır.  Bugüne kadar HIV enfeksiyonu olgusu bildirilmeyen ülke yoktur.  Bu nedenle HIV enfeksiyonu dünyada bölgesel bir sorun olmayıp küresel bir sorundur. Gelişmiş ülkelerde enfeksiyon kontrolü ile ilgili yapılan sıkı çalışmalar sonucu, HIV enfeksiyonundaki artış durdurulmuş ve hasta sayılarında azalma yönünde gelişmeler gözlendiği  belirtilmektedir.

 

Dünyada HIV enfeksiyonu ile yaşayan toplam 43.3 milyon olgunun 25.8 milyonu sahra altı Afrika’da yaşamaktadır. HIV enfeksiyonlarından  ölümlerin çoğunluğu da buradaki ülkelerde görülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün  yerel yönetimlerle iş birliği içinde Afrika’da yaptığı çalışmaların sonuçları artık yavaş yavaş alınmaya  başlamıştır. Kenya, Zimbabwe ve bazı Afrika ülkelerinde enfeksiyon oranlarında azalma gözlenmektedir. Bu ülkelerde HIV enfeksiyonunun azalmasında  en önemli rolü, halkın bilgilendirilmesi,  cinsel ilişkilerde kondom kullanılması, ilk cinsel deneyim yaşının daha ileriye çekilmesi, cinsel partnerlerin sayısının azaltılmasının oynadığı belirtilmektedir.

 

Ülkemizde de ilk HIV enfeksiyonu  1985 yılında bildirildi. Bu tarihten beri gittikçe artan sayılarda HIV enfeksiyonu görülmektedir. Bir Ocak  2005 tarihi itibari ile toplam vaka sayısı 1922 olarak bildirilmiştir. Bu vakaların bulaş yollarına bakıldığında; büyük oranda heteroseksüel  cinsel (erkek-kadın) ilişki ve  damar içi ilaç kullananlarda bulaş oranını  yüksek olduğu dikkatimizi çekmektedir. Diğer yollarla bulaşın daha az oranda olduğunu görmekteyiz.

 

Ülkemizde HIV enfeksiyonu oranı yüksek değildir fakat yıllara göre artış devam etmektedir. Bu aşamada; toplumun bu enfeksiyonun nasıl bulaştığı  ve korunma önlemleri konusunda bilinçlendirilmesi, toplumun daha duyarlı hale getirilmesi, risk gruplarının eğitilmesi, hastaların erken belirlenmesi, tedavisi için yeterli sağlık güvencelerine kavuşturulması, hastaların tedavilerinin yakından takip edilmesi HIV enfeksiyonunu ülkemizde azaltacağı kanısındayız.

 

Kayseri’de ilk AIDS vakası 1992 yılında görüldü. O günden beri Erciyes Üniversitesi, Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları Kliniğinde 40’a yakın hasta takip edildi. 1990’lı yıllarda takip ettiğimiz hastaların yurt dışında bulunma hikayeleri vardı, yani başka bir deyişle bu hastalar yurt dışında HIV enfeksiyonu almış olan hastalardı. Ancak 2000’li yıllarda tanı koyduğumuz ve takip ettiğimiz yeni hastaların yurt dışında bulunma hikayeleri yoktur. Yani bunlar yerli vakalardır. Kayseri’de yerli vakaların görülmeye başlanması,  HIV enfeksiyonunun artık yöremiz için önemli bir sorun haline geldiğini göstermektedir.

 

HIV enfeksiyonu özellikle cinsel ilişki (her türlü cinsel ilişki) ile bulaşır.  Bunun dışında, steril olmayan enjektör kullanımı,  enjektörlerin ortak kullanılması, diş hekimi olmayan teknisyenler tarafından uygun olmayan koşullarda yapılan diş müdahaleleri, steril olmayan koşullarda yapılan her türlü dövme, uygun olmayan koşullarda yapılan kulak  memesi delme işlemi sırasında bulaşabilir. Ülkemizde toplu sünnet merasimleri geleneksel olarak yapılmaktadır. Sünnet işlemi, cerrahi bir işlemdir ve ameliyathane koşullarında yapılmalıdır. Hepatit  virüsleri ve HIV virüsünün bulaşabileceğini unutmamak gerekir. Hastaların ve sağlıklı bireylerin  hijyen için kullanılan malzemeleri; diş fırçası, ustura, jilet gibi kişiye özel olmalıdır, ortak kullanılmamalıdır. Özellikle berberler; müşterilerinin traş aletlerini tek defalık kullanmaları veya dezenfekte ederek diğer kişilere kullanmaları konusunda dikkatli  olmalıdırlar.
 

Prof.Dr. Selim Kurdoğlu     Kayseri Tabip Odası Başkanı               

Dr.Ömer Faruk Özyurt     Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü Müdür Yardımcısı      

Prof.Dr.Mehmet Doğanay  Erciyes Üniversitesi Hastaneleri Başhekimi