HANTAVİRÜS KONULU PANEL

        Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi ‘2009-2010 Mezuniyet Sonrası Eğitim Programı’ çerçevesinde “Ülkemizi Tehdit Eden Yeni Salgınlar: Hanta Virüs Enfeksiyonu” konulu panel düzenlendi.

        19 Mart 2010 tarihinde Gevher Nesibe Hastanemiz Başhekimlik Toplantı Salonu’nda gerçekleşen ve moderatörlüğünü Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilgehan AYGEN’in yaptığı panele; Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Hastane Enfeksiyon Kontrol Komitesi Başkanı Doç. Dr. Güven ÇELEBİ konuşmacı olarak katıldı.

        Doç. Dr. ÇELEBİ, ülkemizde ilk olarak bu hanta virüsünün Bartın ve Zonguldak illerinde görüldüğünü belirtti ve hastalık konusunda inceleme ve araştırma çalışmalarının devam ettiğini kaydetti.

        Doç. Dr. ÇELEBİ, “Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Servisinde Şubat ayı ortasından itibaren hantavirüs şüphesi nedeniyle izlem ve tedavisi sürdürülen toplam olgu sayısı halen 16 kişiye ulaşmıştır. Bu olgulardan 3’ünün laboratuar testleri henüz sonuçlanmamıştır. Laboratuar testleri sonuçlanan 13 olgunun 9’unda hantavirüs karşı oluşan antikor pozitif olarak saptanmıştır. Hantavirüs karşı antikor testi pozitif olan bir olgu kaybedilmiştir. Halen serviste izlenen olgu sayısı 5’tir. Diğer olgular şifa ile taburcu edilmiştir” dedi.

        Hastalığın insandan insana direkt yolla bulaştığına dair bir veri bulunmadığından, hastaların karantinaya alınması gibi önlemelere gerek olmadığının altını çizen Doç. Dr. ÇELEBİ, “Hantavirüs fare gibi çeşitli kemiricilerin idrar ve dışkısıyla çevreye atılmaktadır. Virüsün insanlara bulaşması; gıdalara bulaşmış virüsün ağız yoluyla alınması veya çevreye bulaşmış virüsün toz halinde havaya saçılması ve bu tozların solunum yoluyla vücuda alınması şeklinde olmakta. Ayrıca virüsü taşıyan bir kemiricinin insanı ısırması sonucu da hastalık insana bulaşabilir. Bu nedenle farelerle temas olasılığı daha yüksek olan çiftçiler, hayvancılıkla uğraşanlar, liman işçileri gibi meslek grupları daha çok risk altındadır. Hastalığın kuluçka süresi 1-3 hafta arasındadır. Kuluçka süresinin sonunda ani başlayan yüksek ateş, üşüme-titreme, halsizlik, yaygın adale ağrıları, baş ağrısı, karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal gibi şikâyetler ortaya çıkmaktadır. Bu şikâyetlerin başlamasından kısa bir süre sonra kan trombosit sayısında azalma ve böbrek işlevlerinde bozulma görülmektedir. Hastalık çok hafif şikâyetlerle seyredip kendiliğinden iyileşeceği gibi diyaliz gerektiren ciddi böbrek yetmezliğine de sebep olabilir” dedi.

        Hastalığın tanısının genellikle hastaların kanında hantavirüs’e karşı oluşan antikorların gösterilmesi ile doğrulandığını kaydeden Doç. Dr. ÇELEBİ, hantavirüs’ten korunma yollarını ise şöyle özetledi:

        “Hastalığı önlemeye yönelik halen etkili bir aşı yoktur. Korunmada en önemli unsur, insanların ev, işyeri gibi yaşam alanlarında kemirici kontrolünün sağlanmasıdır. Bu amaçla konunun uzmanları tarafından önerilen mücadele yöntemleri kullanılmalıdır. Kemiricileri kesinlikle canlı olarak yakalamaya çalışmamalıdır. Çünkü kemiricinin ısırması veya tırmalaması yoluyla hastalık bulaşabilir. Ölü bir kemiriciye çıplak elle temas etmek uygun değildir. Mutlaka eldiven giyilmeli veya maşa gibi bir araç kullanmalıdır. Ölü kemiriciler ortalıkta bırakılmamalı, derince açılmış bir çukura gömülmelidir. Bu işlemlerden sonra eller mutlaka su ve sabunla yıkanmalıdır. Yiyecek ve içecekler mutlaka kemiricinin giremeyeceği kapalı dolaplarda saklanmalıdır. Yiyecek - içecek kaplarının ağzı kapalı bırakılmalıdır. Kemiricinin idrar ve dışkısı ile kirlenmiş yüzeyler çamaşır suyu kullanılarak silinmelidir. Kemiricilerin idrar ve dışkısıyla kirlenmiş yüzeylerden havalanan tozların solunum yoluyla alınmasıyla insanlara hastalık bulaşabilir. Bu nedenle fare idrar veya dışkısıyla kirlenmiş riski alanların temizliği yapılırken süpürge, elektrik süpürgesi gibi toz kaldıran temizlik yöntemlerinden kaçınılmalıdır. Bu tür riski alanlar öncelikli olarak çamaşır suyu ile nemlendirilmeli ve sonrasında silme - yıkama gibi yöntemler kullanılmalıdır. Genel olarak el temizliğine dikkat edilmeli, riskli yerlere temas sonrasında eller su ve sabunla yıkanmalıdır.”